Genel

Umut ışığı pek de parlak değilmiş…

Umut Işığım‘ın tamamen şişirilmiş bir kitap olduğunu düşünüyorum. Nedenini ise anlamış değilim açıkçası…
Dünyanın dört bir yanında patlayıverdi birden. Karısı kendisini terk ettiği için çıldıran 30’lu yaşlarda bir adamın hikayesi… Tanıtımını okuyunca heyecanlanmış olsam da aynı heyecanı kitabın içinde bulamadım. İnsanların “dünyanın en şeker kitabı!” tarzı yorumlarından dolayı sanırım çok ama çok daha fazlasını bekledim kitaptan…
Öncelikle Pat’in problemlerinin başlamasının nedeni çok boş geldi bana. Belli ki önceden de bir şekilde hastaymış ve kitapta söz edilen, karısıyla ilgili olay patlama noktası olmuş. Ama yani… Bir Guguk Kuşu, bir Girl, Interrupted okumuş insanları tatmin etmeyeceğini düşünüyorum bu hikayenin. İşin başı tatmin edici olmadığı gibi, Pat’in bir nevi hayata dönüşü de tatmin edici değil. “Bilmesek bile başımıza gelen her şeyin bir nedeni var” felsefesinin de çok havada kaldığını düşünüyorum; ana karakter Pat buna gerçekten inanıyor gibi değil de, kendini kandırmak için uğraşıyor gibi geldi bana. 
En büyük sorunum Pat’in yetişkin olduğunu unutup durmam oldu. Bildiğiniz çocuk gibi davranıyor ve düşünüyor adam. “Ne olacak acaba?” diye kaptırıp gittim, sonra “30 küsür yaşında bir adamım sonuçta” gibi beyanlarda bulununca hatırladım Pat’in yetişkin olduğunu. Akıl hastası olmasından bağımsız olarak kendisinin olgunlaşamamış bir yetişkin olduğunu düşünüyorum açıkçası…
Kolay okunan, sevimli bir hikaye arıyorsanız okuyabilirsiniz Umut Işığım‘ı. Ancak benim gibi büyük beklentileriniz varsa hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
Not: Sonrasında filmi de izledim. Efsane bir cast’ı olmasına rağmen içim şişti izlerken. Sonu da çok zorlama oldu gibi geldi; insanları “silver linings”e inandırmak için değiştirmişler sanki. Gerçi içinde Robert De Niro, Bradley Cooper ve bu filmle Oscar alan Jennifer Lawrence var; izlenir.
]]>

You Might Also Like

No Comments

    Leave a Reply