Menu
Kitap Yorumu / Projeler

Vejetaryenlik mübah mıdır, hocam?

vejetaryen

Kocası Mr. Cheong’un gözünde, Yeong-hye hiçbir özelliği olmayan bir kadın: ne güzel, ne seksi, ne hobisi var ne bir şeyi. Kocasının gözünde onu diğer kadınlardan ayırt eden tek özellik sutyen takmamayı tercih etmesi (ki bunun nedenini kitabın ilerleyen kısımlarında görüyoruz da). Evi yeteri kadar çekip çevirebiliyor ve bu da Mr. Cheong için yeterli. Ancak Yeong-hye, tuhaf bir rüya görmesinin ardından vejetaryen olmaya karar veriyor. Bu da tüm ailesini şoka sokuyor—öyle ki, babası gırtlağından aşağıya zorla etli yemek tıkmaya çalışıyor, o bunu yaparken de Mr. Cheong ve Yeong-hye’nin kız kardeşi In-hye kadını kollarından sımsıkı tutup kıstırıyor.

Üç farklı bölümden oluşan kitapta insanların sahip olduklarının istediklerinden ne kadar farklı olduğunu, ‘yasak’ olarak kabul edilen şeyler söz konusu olduğunda pek çok şeyi içlerine attıklarını ve bu nedenle nasıl bir patlama noktasına geldiklerini görüyoruz. Mr. Cheong, mesela, içten içten karısının kız kardeşi In-hye’yi arzuluyor. In-hye’nin kocası ise Yeong-hye’yi. Yeong-hye’nin vejetaryen olduğunu itiraf etmesiyle başlayan olaylar giderek daha da tuhaflaşıyor. Mr. Cheong’un karısını sekse zorlamasından, In-hye’nin eşinin kadını bir ‘sanat filminde’ kullanması ve sonunda onunla sevişmesine kadar gidiyor.

Kore hakkında genel tarihi bilgiler dışında ek bir bilgim yok ancak Vejetaryen’deki bazı durumların toplumun kültürünün ve ahlak anlayışının yansımaları olduğunu düşünüyorum. Mesela, Mr. Cheong oldukça endişeleniyor karısını bir iş yemeğine götürmesi gerekince. Ki bu endişeleri de doğru çıkıyor: masada sutyensiz oturan, et yemeyi reddeden bir kadın nasıl olur! In-hye’nin kocası, sanat videosu için hem kendi, hem de Yoeng-hye’nin bedenine çiçekler çiziyor ve bu şekilde sevişiyorlar kamera karşısında. Peki, ertesi sabah onları yakalayıp çektiklerini izleyen karısı In-hye’nin ilk yaptığı ne oluyor? Akıl hastanesini aramak!

Tüm bu olaylar Yoeng-hye’nin akıl hastanesine yatırılması ve ölümün kötü bir şey olup olmadığını sorgulamasına kadar gidiyor. Yine de dikkatimi çeken noktalardan biri de kitaptaki “baban ye diyorsa, yiyeceksin!” tarzı diyaloglardı. Gördüğüm kadarıyla (ki In-hye de pek bir şeye ses çıkarmayan bir kadın) Kore’de de kadınlardan ev işlerini yapmaları, kocalarına ve ailelerindeki erkeklere boyun eğmeleri, sessiz-sakin oyuncaklar gibi davranmaları bekleniyor.

İnsanların değişik olandan korkuşunu, kendi olmaya çalışanların dışlanışını, ailelerin neden, nasıl paramparça olabileceğini, bir insanın ailesi ve kendisi arasında seçim yapmaya zorlanışını ele alan The Vegetarian büyülü olduğu kadar oldukça da karanlık bir kitap. Dikkatle okuyun.

*The Vegetarian’ı, yorum için bloggingforbooks.com’dan temin ettim. Kitabın İngilizcesi 2 Şubat 2016’da yayınlanacak.

**Vejetaryen, Her Ülkeden Bir Kitap projesinde Güney Kore’ye eklendi.

★ ★ ★ ★