0
david whitehouse yatak zimlicious kitap blogu
Kitap Yorumu

Yatak: David Whitehouse sonumuzu görmüş olabilir mi?

22 Aralık 2019

Gazeteci David Whitehouse, Yatak isimli kitabını bitirdikten sonra kitabı basacak bir yayınevi bulmakta zorlanmış. Bu süreç kolay değil tabii ki ancak özel bir neden var mı, yok mu diye aradım, bulamadım. E tabii hafiften ruh hastası ve oldukça takıntılı olduğumdan üzerinde düşünmeye koyuldum… Baktığınızda, edebiyatta (ve aslında her türlü sanatta) ‘sorunlu’ aile hikâyeleri çok sevilenler arasında. Edebiyatın en garip ailelerine örnek vermem gerekirse aklıma ilk gelen kitaplar Döşeğimde Ölürken, Renklerden Moru, Cennetin Doğusu oluyor. Modern edebiyattan örnek vermek gerekirse de Fang Ailesi var mesela. O yüzden David Whitehouse bu yönden kaybetmedi diye düşünüyorum; Ede Ailesi de bu saydığım kitaplardaki ailelerden aşağı kalır değil…

Bence David Whitehouse, hepimizin aklından geçirdiği gerçekliği ortaya koyduğu için bol bol reddedilmiş olabilir diye düşünüyorum. Hayatın anlamsızlığının yüzümüze vurulması pek de hoşumuza giden bir şey değil sonuçta, yanlış mıyım? “Yine ne saçmalıyor bu kız” diyerek hemen kaçmayın diye bunu kitaptan bir alıntıyla örneklemek isterim; kendini yatağa vuran ve kalkmayan Malcolm Ede karakterinden:

“Bu insanlar bizim yaşımızdalar, ama hayatları boyunca uygulayacakları bir plan oluşturmaları gerektiğine kanaat getirene kadar zamanlarını boşa harcıyorlar yalnızca. Yaşlanıyor, içmeye başlıyorlar. Biriyle tanışıp hamile kalıyorlar. Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyorlar. Bir ev satın alıyor ve içinde sessizce oturup bebeğin ağlamasını dinliyorlar. Ona arkadaşlık etsin diye bir çocuk daha yapıyorlar. Erken kalkıyor, işe gidiyor, öğle yemeğini yanına alıyor, eve geliyor, televizyon izliyor, faturalarını ödüyor, mutlu olduklarını düşünüyor, ne olur ne olmaz diye bir çocuk daha yapıyorlar. Sağ olasın, ben almayayım. Tüm bunları yapmak için o kadar acele ediyorlar ki. Yani, şunlara bir baksanıza.”

David Whitehouse, Yatak, sayfa 71

Tanıdık geliyor, değil mi?

david whitehouse yatak yazar

Sevgi, yok edici bir güç mü?

Sevgiyi tatmamış, kendini ve/veya başkasını sevmemiş, kendileri sevilmemiş insanlar sonunda gıcık, kötü, hayatı insanlara zindan etmekten zevk alan insanlar oluyorlar; buna yürekten inanıyorum. Ancak David Whitehouse Yatak ile bana fazla sevginin de iyi olamayabileceğini düşündürdü. Genel olarak baktığınızda, Malcolm Ede’nin derdi tasası yok. Babası, Güney Afrika’da çalışırken tanık olduğu olaylar nedeniyle biraz kendi içine çekilmiş, ailenin geri kalanına mesafeli duruyor. Annesi ise oğullarına ve ailesine inanılmaz düşkün ama belli bir şekilde bunu kendi içindeki bir açlığı doldurmak için bu şiddette yapıyor. Anlatıcımız ise Malcolm’ın kardeşi ve o da sürekli abisinin ilgi odağı olduğu bir dünyada yönünü bulmaya çalışan, kendini hafiften ezik hisseden bir tip. Başta da belirttiğim gibi, tipik bir ‘sorunlu’ aile örneği aslında.

Malcolm, hep biraz tuhaf bir çocuk olmuş ama bu popüler olmasını, bir kız arkadaşı olmasını engellememiş. Ancak yukarıdaki alıntıdakine benzer düşüncelere kapılarak kendini yatağa atıyor ve kalkmıyor. Gerçekten kalkmıyor. Yedikçe yiyor, kilo aldıkça alıyor, ki geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelen bu hikâyede David Whitehouse bize bu sürecin yer yer okuması zor ayrıntılarını da veriyor. Ben şahsen Malcolm’un bencil bir insan olduğunu düşünüyorum. Bir yerlerde tüm yaptıklarını sevdikleri için yaptığını iddia etse de bence durum tam tersi—birilerini gerçekten seviyorsan onları özgür bırakırsın, kendi yollarını çizmelerine, kendi hayallerinin peşinden koşmalarına izin verirsin. İhtiyaçları olduğunda yanlarında bulunursun ama Malcolm’un yaptığı gibi onlara göz göre göre yük olup, hayatlarını senin etrafında döndürmeye zorlamazsın. Ben böyle düşünüyorum en azından; acıyı da tatlıyı da paylaştığım insanlara ekstra yük olmak, onların üzülmesine ve kendilerini bir şeylere mecbur hissetmelerine sebep olmak istemem hiçbir zaman…

Başka bir açıdan bakınca da Malcolm’un yaptığı çok mantıklı aslında. Sahi, her gün neden kalkıyoruz ki yataktan? Çoğu günler çalışmak için. Peki neden çalışıyoruz? Para kazanmak için. Neden para kazanıyoruz? Yiyip içebilmek, hayatımızı devam ettirebilmek için. Peki, asıl soru şu: neden hayatımızı devam ettirmeye çalışıyoruz? İşte bunu hiç kimse bilmiyor. Zaten bu yüzden de kendimize hedefler koymamız, bir amaç edinmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. David Whitehouse bize bunu mu göstermeye çalışmış, yoksa “yatın gitsin!” mi demek istiyor bilmiyorum ama yatın gitsin diye düşünseydi, oturup kitap yazmazdı herhalde.

david whitehouse yatak kitap kapak domingo yayınları

Yatak – David Whitehouse: Tanıtım Yazısı

Mal Ede olağanüstü bir çocuk. Yerinde duramayan, kuralları umursamayan, merakı asla tükenmek bilmeyen özel bir ruh o. Hayatı yudumlamak değil, kana kana içmek istiyor.

Büyüdüğünde inanılmaz biri olacağı her halinden belli. Oluyor da aslında; sadece herkesin tahmin ettiği şekilde değil: Mal yirmi beşinci yaş gününde yatağa giriyor ve bir daha hiç çıkmıyor.

Takip eden yirmi yıllık destansı hareketsizlik Mal’i dünyanın en şişman insanına dönüştürürken, bu metamorfoza günbegün tanık olan annesi, babası, küçük erkek kardeşi ve kız arkadaşı bambaşka insanlara dönüşüyorlar.

Anlatıcılığını Mal’in kardeşinin üstlendiği Yatak, sıra dışı bir adamın daha da sıra dışı dönüşüm hikayesi üstünden, sevmenin, kaybetmenin ve ailenin insan hayatındaki etkilerini sorguluyor.

Barındırdığı kara mizah ve sersemleten öyküsüyle Yatak, İngiltere’nin son yıllarda çıkardığı en etkileyici kalemlerden David Whitehouse’un ilk romanı.

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.