0
Kitaptan Filme

Yorum: Carson Phillips'i yıldırım çarparsa…

3 Eylül 2013

Aslında yanıltıcı bir başlık atmış oldum çünkü Carson Phillips’in günlüğü, yıldırım çarpma vakasından önceki olayları ele alıyor. Her neyse… Takıntılı bir insan olduğumdan, yorumlarımı kitaplarımı okur okumaz hazırlıyor, sonrasında yer vermek istediğim diğer yazılara göre her şeyi sıraya diziyorum. Bir haftalık yazılarım anormal bir durum olmadığı sürece hafta sonundan hazır oluyor yani. Bu yorum da haftaya yayınlanacaktı aslında. Ama Kitap Hayvancığımın gazına geldim ve hemen yayınlayayım dedim…
Pek çoğunuz gibi ben de Christ Colfer’i Glee sayesinde tanıdım. Her seferinde de “kimse oktavları onun gibi inip çıkamıyor canıııım” diye ahkam keserim. İzlediğim röportajlarından belli oluyordu yaratıcı bir insan olduğu ama her şeyin üstüne bir de iyi bir yazar olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu!

Tipik bir Amerikalı lise öğrencisi aslında Carson Phillips. Futbol yıldızı stereotipine uymasa da, okuldakilerden farklı olan, yaşadığı küçük kasabadan kurtulmak için çırpınan, diğerleri boş işlerle uğraşırken kendini önemli şeylere adayan Amerikalı öğrenci stereotipine cuk oturuyor. Bunun yanı sıra annesi babası ayrı, annesi ağır bunalımda ve bütün gün içiyor, ilaç alıyor, televizyon izliyor…
Siz “ıyyy, aman, böğğğğ” falan demeden önce şunu da söyleyeyim: Colfer cidden içten, sevimli, hüzünlü olabildiği kadar da sıcacık bir hikaye yazmış. Carson Phillips, önemli bir gazeteci olma hayalleri doğrultusunda okul gazetesinin editörlüğünü yapıyor. Gazetede çalışan herkes yazma işini sürekli salladığı için ise hemen hemen tüm gazeteyi kendisi hazırlamak durumunda kalıyor. Northwestern Üniversitesi’ne girme şansını artırmak için tüm bunların üzerine bir de edebiyat dergisi çıkarmaya karar veriyor. Sorunsa şu: kendinden başka yazacak adam bulamıyor. 
Sonunda okulun en popüler isimlerinin de dahil olduğu pek çok öğrenciyle ilgili sırları keşfederek dergiye yazı yazmaları için onlara şantaj yapıyor. Carson biraz burnu havada bir tip gibi görünse de ben kendisini çok iyi anlıyorum. Sizinle aynı ilgi alanlarını paylaşan insanların olmaması, onca insan arasından uğrunda savaştığınız bir konuyu destekleyen bir insanın bile çıkmaması, hedeflerinizle aranıza umursamaz kişilerin girmesi benim de liseden hatırladığım durumlar. Çok okuyanların ezildiği, öğrenmeye hevesli olanların çok bilmiş gibi göründüğü, okul dergisi veya gazetesi için çırpınanlara “yazarak dünyayı mı kurtaracaksın?” gibi triplerin atılması malesef çok tanıdık durumlar.
Bu kitabın bir de aynı isimli filmi var. Colfer, Carson karakterini canlandırmasının yanı sıra senaryoyu da yazmış ve bu çok ama çok belli oluyor. İyi anlamda yani! “Şurasını atlamışlar” veya “burasını yanlış yapmışlar” gibi şeyler söylemeyeceksiniz filmi izlerken.
Özellikle Saksı Olmanın Faydaları tarzı kitapları sevenlerin hem kitabı, hem de filmi seveceğini düşünüyorum. 
Bu arada Chris’in The Land of Stories isimli bir çocuk kitabı serisi de var. Onları da okumak için sabırsızlanıyorum! Not: Kitap Hayvanı’nın yorumunu da buradan okuyabilirsiniz. Kendisi basılı kitabı da D&R’da bulup almış. Bir de hava atıyor Facebook’larda. Çalacağım o kitabı, haberi yok!
]]>

No Comments

    Leave a Reply

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.